Site Haritası
kategoriler
Ürün ve Hizmetler

Diş hekimliği Tarihçesi 3

                   Diş hekimliği Tarihçesi 3

                           ORTAÇAĞ İSLAM DİŞHEKİMLİĞİ 

İslam bilim adamlarının bilim tarihine katkıları, Antik Çağ Eski Yunan ve Roma bilgi birikimini Rönesansa hazırlamakta olan Avrupa’ya aktarmalarıyla özetlenebilir. Bu bölümde İslam hekim yazarlarının vermiş oldukları dişhekimliği bilgileri ele alınacaktır. 1.Ali İbn Rabban at’Tabari Aslen İranlıdır. 850 yılında Firdavs al-Hikme isimli tıbbi eserini yazmıştır. 30 bölümde 360 konuyu anlatan eserin bölümü de dişhekimliğine ayrılmıştır. İşlenen konular şunlardır: - Fonasyon: Dudaklar tarafından temih edilir. Burun ve kesici dişler fonasyonu tamamlar. Bunun polipi veya yarık damak ve dudaklar konuşma zorluklarına neden olurlar.- Ağız kokusu: Midedeki putrefaksiyon ve fermantasyonla ilgilidir. Sebeb mide ise purgatif kullanılmalıdır.- Koku: Gevşemiş veya çürümüş diş etinden geliyorsa nezle otu, mercan, sirke ve hardal ihtiva eden gargara verilmelidir.

  Dişeti Hastalıklarında: Ağız kokusu olursa, ılgın ağacı meyvesi ve sirke ile ağız çalkalanır ve misvak kullanılır. Eğer diş hastalığı balgam üstünlüğünden oluşuyorsa, yemeklerden sonra hasta kusturuluru ve arkasından purgatif verilir. Tuzlu balık yenir.- Sararmış ve çürümüş içi oyulmuş diş: Tedavi için çürük dişi çekmek, oyuğu doldurmak veya dişin kole kısmını dağlamak gerekir.- Diş ağrıları: Bu bölümde diş gevşemeleri, dişeti kanaması anlatılır. Batıl itikatlara çok yer veren Tabari diş ağrısı için boyna sıralanan sağ dişini asmayı veya ağrıyan diş üzerine ölü dişini takmayı önerir. 2. Ebu Bekir Muhammed bin Zekeriya ar’Razi (865-932) Et Tabari’nin öğrencisidir. 

Tıp, Astronomi, Matematik, Din ve Felsefe alanında 230 eser yazmıştır. El Fakhir adlı eserinde dişler ve diş hastalıkları üzerinde geniş bilgiler vermiş; dişler, dişlerin kamaşması, diş çürüğükleri, dişeti iltihabı, ülserli ve kanamalı dişeti ve ağız kanamaları... gibi konuları işlemiştir. Diş Ağrısı: Dişeti şişmesinden olabileceği gibi olmayabilir de. Eğer şişme varsa sebebi iltihaptır. Belirtisi; kızartı verir ve soğuk su iyi gelir. Tedavi de baş damarından (vena cephalica) kan alınır. Şişe çekilir. Birgün sirkeli, birgün kazurulu su ile ağız çalkalanır.

Eğer diş ağrısında diş eti şişmesi yoksa diş ağrısının sebebi soğuk veya iltihaptır. Dişin kolesine tiryak veya katranla kitreyi yoğurup sürmek gerekir. Diş sıcaktan nadiren ağrır bu gibi durumlarda soğuk uygulamak gerekir, Razi diş anatomisi ve diş fonksiyonları ile ilgili bilgiyi Galinos’tan almıştır. Dişi tutan lifler şişmişse dişi sökmeden tedavi imkansızdır. Diş uzadıkça ve büyüdükçe öğütme gücüde onunla ters orantılı olarak azalır. Burada uzamadan alveol erimesine bağlı klinik uzama kastedilmiştir. Dişte zayıf ve iyi beslenmeye bağlı hastalık oluşabilir. Zayıf beslenme dişi de zarif ve yumuşak yapar ve kurutur. 

 Fazla beslenme ise yumuşak dokularda şişmeye benzer bir şey yapar. Tedavisi; bu fazlalıkları çözücülerle atmalıdır(1). Besin zayflığı kök gevşemesine de sebeb olabilir. Çocuklarda şişmiş diş eti astrenjanlarla iyice kuvvetlendirilir ve dişeti iyileşinceye kadar bu tedaviye devam edilir. Asit sekresyonlar dişin oyulmasına neden olurlar. Bu nedenle ağızdaki hasta ve cerahatli kısımlar düzeltilmeli ortadan kaldırılmalıdır. 
Hastalık küçük bir alanda ise kısmen ilaçlarla lokal tedavi yapılır. Eğer iltihap büyükse dişin taç kısmı temizlenir. Diş taşları Razi tarafından incelenmiş, yeşil ve siyah olarak ikiye ayrılmıştır. Alveolit Tedavisi: Razi "Eğer dişi çektikten sonra, diş boşluğunda herhangi bir abse teşekkül etmiş ise tedavide şöyle bir yol izlenmelidir: Birer dirhem süsen kökü ve nezle otu, ikişer dirhem adi şap, narçiçeği, mazı, sumak. Bunlar karıştırılıp terkip elde edilir ve çekim boşluğuna uygulanır." Diş kamaşmasının tedavisi: Razi, bunu harici ve dahili olarak iki sebebe bağlar. Harici olan ekşi ve sıkıştırıcıdır. Kamaşma aniden gelir ve kaybolur. Dahili olan midedeki ekşi balgam nedeniyledir. Diş çürüklerinin sebebi ıslak humordan olursa, eğer çürük önemsiz ise dişi doldurulup kaplamalıdır. Böylece nemin içeri girmesi önlenmiş olur. Diş etindeki siyah lekeler de aynı şekilde tedavi edilir. Razi, diş dolgularını, kullanılan maddelerin yetersizliğinden dolayı pek tatmin edici bulmaz. Fakat önceleri sakız ve bal gibi kısa ömürlü maddeler kullanılmıştı. 3. İbni Sina (980-1037) Türk hekim ve düşünürü İbni Sina, 980 yılında Türkistan’ın Buhara kenti yakınlarındaki Afşana köyünde doğdu. İlk öğrenimini doğduğu bölgede yapan İbni Sina, sosyal ve uygulamalı bilimler yanında tıp da öğrendi. 18 yaşında ilk eserini yazdığında ülkesinin tanınmış hekimleri arasında idi. Öğrenimi sırasında yalnız okumakla kalmamış, öğrendiklerini hastaları üzerinde uygulayarak bilgi ve deneyimini arttırmıştır. 22 yaşında iken dünyaca ünlü bir hekim olarak devrinin hükümdarları yanında görev yaptı. Bilimsel çalışmaları yanında politika ile de uğraşan İbn Sina 1037 yılında Hemedan kentinde ölmüştür. İbn Sina’nın bugün bilinen 276 eserinden 43’ü tıpla ilgilidir.
. Bunlar arasında en önemlisi "Al-Kanun fit’Tıb" (Kanun) dur. İbn Sina, Cürcan kentinde hükümdar Muhammed al-Şirazi’nin isteği üzerine yazmaya başladığı bu beş ciltlik eserini, Rey’de Buveyh oğlu Mecd al-Devle zamanında tamamladı. Öğrenimi sırasında Hint ve Uygur tıbbını da inceleyen İbn Sina’nın yapıtlarında sık sık Dioscorides (40-90), Galinos (130-200), Hipokrates (M.Ö.460-370), Asclepiades ((M.Ö.124-45), Andromachus (50-?) gibi adlara da yer vermesi, onun yazmadan önce Antik çağ tıbbını iyi incelediğini gösterir. Kanun eseri, tıp alanında kendinden önce gelen bilgi birikimini büyük ölçüde içerdiği ve yazarının gözlem ve uygulamalarının ışığında hazırlandığı için ortaçağ tıbbının yapıtaşlarından birisini teşkil etmiştir. Bu eser Latinceye ilk kez Toledo’da çevrilmiş bunu 1544 te Venedikte ve 1593 te Roma’da yapılan çeviriler izlemiştir. İbni Sina, hekimlik alanına yeni kuramlar getirmemiş, hastalıkların patojenezini o dönemde henüz geçerliğini sürdürmekte olan Hipokratın "Dört Unsur" kavramına dayandırmıştır. 
Kanun eserinde hastalıkların nedenlerinin açıklanmasında ve tedavi önerilerinde daima Humoral Patoloji kuramının sınırları içinde kalınmıştır. Ancak, Kanun yalnız tıbbi tedaviye yer vveren bir eser değildir. Beş ciltten oluşan yapıtın birinci kitabı (Külliyat) anatomi, fizyoloji bilgilerine ve dört hılt ile mizaçların açıklanmasına ayrılmıştır. Bu kitabın üçüncü bölümü sağlık koruma ile ilgilidir. İkinci kitap ise o dönemde bilinen 760 müfred (basit) ilacın listesinden oluşmaktadır. Üçüncü kitap (Mualecat), her hastalığın klinik ve prognoz açısından genel açıklanmasına yer verir. Bu açıklamalar baştan ayağa sıra ile yapılmıştır. Dördüncü kitapta (Hummiyat), ateş, küçük cerrahi ve travmatoloji ile kızıl, çiçek gibi bazı özel hastalıkların açıklanması yer almıştır. Beşinci Kitap (Mürekkebat), bileşik ilaçların endikasyonları, karışım oranları, dozajları ile drog zehirlenmelerine ayrılmıştır. 4. Kanun Eserinin Türkçe Çevirisi "Tahbiz al-Mathun" İbni Sina’nın Kanun eserinin birçok özeti ve şerhleri yapılmıştır. Bunlar arasında İbn an-Nefis (1210-1288)’in Al-Mucez eseri çok değerlidir. Bu kısaltma da güç anlaşıldığı için ,

Cemalettin Aksarayi bazı şerhler ekleyerek Halal al-Mucez adında bir yapıt ortaya getirmiştir. Bu eseri önce Ahi Çelebi (15.yüzyıl) sonra da onun oğlu Gelibolulu Sururi Mustafa Efendi Türkçeye çevirmişlerdir. Bu çevirinin bir kopyası Süleymaniye Kütüphanesi Fatih kitapları bölümünde saklanmaktadır. Bir bütün olarak Kanun eseri Türkçeye ilk defa III. Mustafa (1757-1774) döneminde Tokatlı Mustafa bin Ahmed (?-Ölm.1781) isimli bir saray hekimi tarafından "Tahbiz al-Mathun" adıyla çevirilmiştir. Çevrenin el yazısı ile olan nüsha, İstanbul’da Koca Ragıp Paşa Kütüphanesi 1335 numarada kayıtlıdır.

Ayrıca Topkapı Sarayı Kütüphanesinde, Bağdat Köşkü Kit.342 numarada kayıtlı ve Süleymaniye Kütüphanesi Hamidiye Kit. 1016 numarada kayıtlı Tokatlı Mustafa Efendi çevirisi Türkçe Kanun nüshaları da bilinmektedir. 5. Tahbiz al-Mathun’daki Dişhekimliği Bilgileri Tokatlı Mustafa Efendinin yaptığı Kanun çevirisi incelendiğinde ağız ve dişhekimliği bilgilerine geniş olarak yer verildiği görülür. Bu bilgiler eserin üçüncü kitabında yer almıştır. Anatomi bilgileri ise birinci kitapta yer almaktadır. Bu bilgileri yazılış sırasına göre aşağıda veriyoruz: a) Diş Anatomisi Bilgileri: Yukarıda özelliklerini belirttiğimiz Süleymaniye Kütüphanesi Hamidiye Kitapları 1016 numaradaki yazmada dişhekimliği ile ilgili bilgiler l2 b. Sayfasından itibaren yer almaya başlar. Burada dişlerle ilgili anatomik bilgiler verilmekte,l toplam diş sayısının 32 olduğu, ancak bazen 28 de olabileceği, ön dişlerin kesici, arka dişlerin ise öğütücü işlevi olduğu belirtilmektedir. İbn Sine, Galineos’a dayanarak dişte duyumun bulunduğunu da belirtmiştir. b) Dil, Dudak ve Ağız Hastalıkları: Üçüncü kitabın l. Faslında (bölüm) dil ve dudak hastalıkları ile ilaçları anlatılır (29l a ).

Bu bölümde önce dil anatomisi ile ilgili açıklamalar yapılmış, sonra dilaltı tükürük bezinin salgı kanallarının ağzı ve dilaltı kara damarı tanımlanmıştır. Daha sonraki fasıllarda şu bilgilere yer verilmiştir. 1. Tat alma bozukluğu ve bunun ilacı (29l b) açıklanmıştır.2. Dil parezisi ile konuşma kesilmesi ve bunların nedenleri ile tedavisi anlatılmaktadır.3. Dil felci anlatılmaktadır (292 a)4. Bu fasıl dil büyüklüğü (Makroglossi), tipleri ve tedavisine ayrılmıştır.5. Dil frenulumunun kısalığı ve bu kısalığın neden olduğu bozukluklar anlatılmakta ve tedavisi için frenulumun kesilip çıkarılması önerilmektedir.6. Burada dil altı bölgesinin iltihabı ile kan almak ve dağlamaktan ibaret olan tedavisi anlatılmaktadır.

7. Konuşma bozuklukları ve tedavisine yer verilmiştir (292 b). Burada konuşma bozukluklarının ise dili oynatan sinir ve kasların yetersizliğinin sonucu olduğu kabul edilir. Ancak dil ve boğaz bölgesindeki diğer organlar da söz yitimine neden olabilirler. "sersem"dan olan söz yitiminde ise dilaltındaki toplardamardan kan alınmalıdır.8. Bu fasılda da kurbağacığın (Ranula) tedavisi anlatılmaktadır. Hastalığın tanımı yapıldıktan sonra sebep kan humoru üstünlüğüne bağlanmaktadır.9. Burada, dil fissürleri ve bunun tedavisinde kullanılan ilaçlar ve koruyucu tedavileri anlatılmaktadır.10. Bu fasılda dil üzerindeki kabarcıklar ve bunların tedavisi anlatılmaktadır.11. Dilin ağız dışına taşması anlatılmaktadır.

Bu dışarı taşma dil yaraları nedeniyle olabileceği gibi,solunum sırasında nefes yollarındaki darlıktan olabilir.12. Burada ağız ve dudaktaki sivilceler ve tedavisi açıklanmaktadır.13. Bu fasılda aft "Kılağ" ve ağızda çıkan kötü huylu tümörlerin tanımı ve humoral patolofiye göre tiplerinin açıklanması yer alır (293 b). İbn Sina, Galinos’un yüzeseysel olan yaralara aft terimini kullandığını, yara derin olursa tümör adını verdiğini yazar. Üstün olan humora göre değişik tedaviler önedilmektedir.14. Tükürük fazlalığı "Hipersalivasyon" ve uyku sırasında ağızda salya akmasının nedeni ve tedavisi açıklanmıştır. Salya fazlalığı bazen hararet bazen de rutubet üstünlüğünden olabilir. Tedavisi üstün gelen humora göre değişik olacaktır. Bu fasılda Tokatlı Mustafa Efendi, kendi özel formülüne de yer vermiştir.

 15. Dudaktaki kötü kokular ve bunların koku gidericilerle tedavisi anlatılmıştır.16. Dudak kanamaları açıklanmıştır. 17. Bu fasılda ağız kokusu açıklanmıştır. İslam tıbbının önem verdiği konulardan birisi olan ağız kokuları uzunca açıklanmış ve giderilmesi için birçok ilaç formülü önerilmiştir. Bunlar arasında bir formül de Tokatlı Mustafa Efendiye aittir.18. Hastalıkları ile ilgili bu son fasılda da dudak açıklığı ile belirti gösteren ağızdan solunum anlatılmaktadır.

. Bunun nedeni, kaslardaki çekme bozukluğu veya boğaz hastalıklarına bağlanmıştır. a) Diş Hastalıkları ile ilgili Bilgiler: l9. bölümde verilir. l.Birinci fasılda mine renkleşmesi ve diş kiri (Plak ?) anlatılır.2.İkinci fasılda diş sağlığını korumak için sekiz öğüt verilmiştir. Bunlar: 1 . Fena yiyeceklerden sakınmak,2. Normal kusmak,3. Tatlı ve yapışken gıdalardan kaçınmak,4. Katı şeyler kesmemek,5. Zarar verici şeylerden kaçınmak6. Şiddetli soğuk ve sıcak gıdalardan kaçınmak 7. Dişleri fırçalamak8. Misvak kullanmak Olarak sıralanmıştır. 1. Üçüncü fasılda bazı diş hastalıklarını ilaçları verilmektedir. Bunlardan bazıları dişleri korumak içindir. Bazıları ise diş hastalıklarını tedavi amacını taşır.2. Burada diş ağrıları anlatılır. Ağrının nedeni, belirtisi, ayırıcı tanısı, tedavisinde kullanılan ilaçlar ve kan alma ile lavman yapmaktan ibaret olan tedavi yöntemleri anlatılmaktadır.3. Bu fasılda da diş tedavisinde kullanılan ilaçların listesi yer almıştır.4. Burada dişleri uyuşturmak için kullanılan ilaçlar anlatılır. Verilen formüllerden bir tanesi aşağıdaki gibidir: Bezr_il benç (Hyosycamus Niger,L., Banotu tohumu)Mia (Strax officinale)Afyon (Opium Papaveraca)Kına (Lawsonia İnermis;L.)Fülfül (Piper Longum,L.) Her birinden ikişer dirhem, fülfül’den l dirhem, hepsi karıştırılır, ağrıyan dişe sürülür. 5. Sallanan dişler ve bunları daha uzun süre ağızda tutabilmenin yöntemleri anlatılır.

Gargara için içinde astrenjan ilaçlar bulunan formüllerden yararlanılır.6. Diş çürükleri, nedeni ve ilaçları anlatılır.7. Burada da dişin dağılması ve kırılması açıklanmaktadır.Bunun nedeni rutubet üstünlüğüdür.8. Dişlerin kötü renklerinin nedenleri anlatılar. Bu renkler bazen diş üzerindeki eklentiler, bazen diş üzerindeki eklentiler, bazen da dişin kendi öz rengi nedeniyle oluşabilir.9. Dişlerin güç sürmesi (Dentitio Difficilis) ve bunu kolaylaştırmak için alınacak önlemler belirtilmektedir.10. Dişlerin çekimi açıklanmaktadır.11. Bu fasılda da ağrısız çekim tekniği anlatılmıştır.12. Diş kurtlarının giderilmesi anlatılmıştır.13. Diş gıcırdatmanın tedavisi açıklanmıştır.14. Burada uzayan dişleri ağızda tutmak için alınacak önlemlere yer verilmiştir

15. Diş kamaşması açıklanmaktadır.16. Bu fasılda, diş suyunun gitmesi nedeniyle meydana gelen soğuk ve sıcağa hassasiyet ve tedavisi anlatılır.17. Diş zayıflığı açıklanmaktadır.18. Dişeti hastalıkları ile ilgili bilgiler: Üçüncü kitaptaki dişeti hastalıkları bölümünde bilgiler şu sıra ile verilmiştir: l. Dişeti hastalıkları ve ilacı sayfa (298 a) da açıklanır.2. Dişetinden kan gelmesi anlatılmıştır3. Dişeti yarılması anlatılmaktadır.4. Dişeti ülserleri açıklanır.5. Dişeti iltihabı anlatılmıştır.6. Dişeti çekilmeleri anlatılmıştır.7. Dişetindeki gevşeme açıklanır.8. Dişetindeki tümörün tedavisi anlatılmaktadır.9. Kanun çevirisinin bizim incelediğimiz nüshasında bu fasıl atlanmıştır.

10. Dudak yarılmasını anlatır.11. Bu fasılda da dişeti yaraları anlatılmaktadır.12. Dudak veremi (yaraları) ve tümörü anlatılmıştır.13. Bu fasıl dudak titremeleri konusuna ayrılmıştır(3). 6. Abulkasım Zahravi (ölm. 1013) Abulkasım, x. Asırda İspanya’da doğdu ve yaşadı. Ölüm tarihi münakaşalı ise de l0l3 olduğu kabul edilmektedir. Tıbba dair eseri otuz cilttir. Bu eserinin bilhassa cerrahi konulara ayrılmış sonuncu cildi At’tasrif adını alır ve çok önemlidir. Asırlar boyunca Hristiyan müellifler tarafından başvuru kitabı olarak kabul edilmiştir. Abulkasım burada sık sık şahsi düşüncelerini zikreder ve yaptığı uyarmalardan tedavi ettiği hastasını çok iyi tanıyan bir hekim olduğu havası sezilir. Mesleğine aşık her cerrah gibi kullandığı aletleri titizlikle tarif eder ve şekil ve yapılışları hakkında en ince teferruatı bile verir. Diş tababetinde Abulkasım, kendinden önce gelenleri çok aşan ilerlemeler getirmiş ve o devirde nasıl tatbik edildiği hayret uyandıracak mükemmellikle ağız operasyonları tarif etmiştir.

Abulkasım, diş kolelerinde biriken taşların zararlarını ve bunların temizlenmesini de biliyordu. "Diş dipleri sarı, yeşil veya siyah renk alırlar. Bu birikintiler diş etlerini bozar." diyordu. Tedavisi için temizleme ameliyesini şöyle anlatmaktadır; "Ön dişler ve molarlar üzerindeki bu eklentiler hiç kalmayıncaya kadar kazıyın. Bu işi çok itinalı yapmalı, gerekiyorsa birkaç kere tekrar etmelidir." Abulkasım bu ameliyat için kullandığı lüzumlu aletlerin resimlerini de çizmektedir. Çekim hususunda, Abulkasım muhafazakardır, dişleri bütün çarelere baş vurarak korumayı, mümkün olduğu kadar çekimlerini geciktirmeyi tavsiye etmekte, fakat zaruret olunca da başvurulmasını söylemektedir. Ancak o zaman çok tedbirli davranmalıdır. Önce hasta dişin hangisi olduğunu iyice tespit etmelidir. Zira hastanın bunda sık sık yanıldığı görülür ve çürük olmayan bir diş şişe çekicilerin düştüğünü söylüyor. Bu gibi kimselerin küçük cerrahi ve bilhassa diş müdahalelerinde bulunmuş olmaları çok muhtemeldir. Bununla beraber Abulkasımın bu cerrahi metoda sık sık başvurmuş olsa gerekir. Çünkü çekim tekniğini eserinde itinalı bir şekilde anlatır ve sonucunun iyi olması için gereken her tedbiri alır. Ağrı sebebi ve süresiyle fazlaca ilgilenir. Çekim esnasında bir muvaffakiyetsizliğin önüne geçmek için şöyle davranmalıdır: Dişetini keserek sıyırmalı ve parmakla veya bir pensle dişi yerinden oynatmaya çalışmalıdır. Sonra hastanın başını dizlerinin oynatmaya çalışmalıdır. Sonra hastanın başını dizlerinin arasına almalı ve dişi bir pensle kuvvetle kavramalıdır.

Dişin kırılmasını önlemek için çürüğün içini bir bez veya pamukla dikkatle kapamalıdır. Kendi çekim metodunu anlattıktan sonra müdahale için gerekli aletleri tarif eder. "dişi çıkarmak için kullanacağınız penslerin boyları uzun olmalı. Uçları kısa, sapları kalın olmalıdır ki müdahale esnasında kırılmasın. Demiri, Hint demiri veya iyi su verilmiş çelikten olmalıdır. Alet itinayla yapılmış olmalıdır. Kolları dişi iyi kavrayabilmesi için birbirlerine çok iyi uymalıdır. Uçları pürtüklü olan kollar aynı zamanda dışı kuvvetle kavramaya çekim sonrası kanamaları için vitriol tatbiki veyahut koterizasyon düşünür. Abulkasım, kök çekimine ayrı bir bahis ayırır. Bu müdahale için pensin ucu leylek gagası şeklinde olmalıdır. "Eğer bu penslerle diş çıkması mümkün olmuyorsa bir bistürü ile kökün etrafını iyice sıyırın sonra küçük bir elevatörle çıkmasını tecrübe edin. Bu aletin ucu eğridir ve kırılmaması için pek ince ve uzun olmamalıdır. Yine de muvuffak olamazsanız resimlerini verdiğim değer aletleri kullanmalısınız." Abulkasım,tarif ettiği aletlerin bazılarını çok sık kullanır ve uzun bir tatbikatın belirtisi olan şu hakikat dolu sözleri söyler. "Dişler için kullanılacak aletler pek çoktur. Bunların hepsini burada zikretmemiz imkansızdır. Tecrübe ve zeki bir hekim her hastalıkta ve değişen şartlara göre yeni aletlerin icat etmesini bilmelidir." Muhtelif aletlerin resimleri arasında dişleri kesmek için kullandığı testere ve törpüler de mevcuttur. Ayrıca bilhassa kadınların ve cariyelerin güzelliğini bozan düzensiz dişleri kesme ameliyesine sık sık başvurur ve bu çıkıntıları kesme tekniğini uzun uzun anlatır. Abulkasım, sallanan dişleri sağlam dişlere bağlayarak pekiştirmeyi tavsiye eder ve bunun için altın tel kullanır. Gümüş teli yeşerdiği ve karardığı için kullanmaz. Bu ameliyenin şemalarıyla birlikte genişçe izahını da yapar (Şekil:8) Abulkasım reimplantasyonu biliyor muydu? Bu konuda şunlara rastlıyoruz: "Ağızda düşmüş bir diş yerine konabilir ve sağlamlaştırabilir. Ancak bunun için ehil ve tecrübeli eller gerekir." Bu sözlerden başka anlamlar da çıkabilir ve çeşitli şeylere atfedilebilir. Yukarıdaki cümlelerden bir ligatürü de bir protezi de anlayabiliriz. Abulkasım acaba bizim uyguladığımız bir dişin alveolüne yeniden konması olan reimplantasyonu mu düşündü? "onlar yerine konabilir" ibaresi bunu izah edebilir

Fakat bu sözlerle reimplatasyon gibi fevkalade bir olayın espirisini kavramak mümkün olmuş ve belki de yanlış anlaşılan bu birkaç söz büyük bir tekamülün öncüsü olmuştur. Bu sözlere l6. yüzyılın büyük cerrahi Ambroise Pare’nin bile şaşkınlığa düştüğünü ve onun dediklerine dayanarak bu metoda birçok yenilikler kattığını söyleyebiliriz. Abulkasım bu tespit şeklinden şeklin den bahsederken alveol ve dişeti dokularıyla bağlantısı olmayan çekilmiş tabii dişlerden teşekkül etmiş basit bir protezi mi söylemek istemişti. Cümlenin sonundaki "...bunun için hateyit eder gibi görünüyor.

Zira protez yapabilmek iççin özel cihaz, ihtisaslaşmış bilgi ve yatkın bir el gerektiği bilinmelidir. Eğer reimplantasyonu biliyorsa bunu çok az yapmış olmalıdır. Zaten uzun bir süre böyle bir operasyonu yapabilecek "yatkın ellere” pek rastlanmamıştır.(3). 7.Şerefeddin Sabuncu oğlu (1385-1468) ve Cerrahiyetü’l-Hanniye Eserindeki Diş hekimliği Bilgileri Abulkasım’ın cerrahi eseri,400 yıl sonra, Anadolu da, Amasyalı bir Türk hekimi olan Şerefeddin Sabuncu oğlu tarafından yeniden ele alınmıştır. Eserlerinde belirttiği adıyla Şerefeddin Ali bin Elhac İlyas olan Sabuncuoğlu’nun (787H.-1385 M..) Yılında Amasya’da doğduğunu biliyoruz. Yani Osmanlılar Amasya’ya geldiklerinde ancak 7-8 yaşlarında idi.

Amasya daha o devirde üstün bir bilim muhiti olarak biliniyordu ve çeşitli kaynaklara göre Şerefeddin okumuş bir aileye mensuptu. İlk ve orta tahsilini doğduğu ilde bitirdikten sonra gene Amasya Darüşşifasında hekimlik öğrenmiş ve uygulamıştır. Devamlı okuyan, araştıran hatta tecrübeler yapan bir hekim olduğunu eserlerinden anlıyoruz. Arapça, Farsça ve belki de Yunanca’yı biliyordu. Çevresinde saygı uyandıran bir kimse olduğu muhakkaktır. Ele geçen dört otografından iyi bir hattat olduğunu da anlıyoruz. Bunlardan birisi müfid’dir. Bir tıp eseridir ve bir talebesi için kaleme alınmıştır. Diğeri Hekim Halimi’nin Farsça manzum bir eseridir. Öteki iki yazma da Cerrahiyet Al-Haniye’nin iki nüshasıdır. Şerafeddin, Cerrahiyet Al-Haniye adlı eserini, 83 yaşında iken 870 H.- 1465 M. De yazdığını biliyoruz. Halen bilinen üç nüshası vardır. Bir tanesi Paris’te Bibliothegue Nationale’ dedir. Diğerleri de memleketimizde, Fatih Millet Kütüphanesi ve İstanbul Tıp Fakültesi Tıp Tarihi Enstitüsündedir. XVII. Yüzyılda istinsah edildiği sanılan bu sonuncu nüsha dışında diğer ikisi, müellefin kendi kaleminden çıkmıştır.Fatih’e sunmak üzere hazırladığı Paris nüshası en bol resimli ve en eksiksiz olanıdır. Paris nüshasındaki eksiklerin Millet nüshasında mevcut oluşu bu yazmada aralardan sayfaların koparılmış olduğu gösteriyor.Bu nüshada 138 ameliye ve 167 alet resmi vardır. Bu resimlerinin bilimsel değeri diğerlerine nazaran daha yüksektir ve 34 tanedir Müellif nüshalarındaki ameliye resimleri, dikkatli, pek sevimli bir yaşlı hekim, telaşsız ve her şeye razı bir hasta ve ağaç, çiçek gibi dekoratif unsurlardan meydana gelmektedir.Bazı resimlerde hekimin yardımcıları da vardır. Hekim müdahaleye hazır durumda gösterilmekteyse de, ameliye tekniği hakkında tafsilat yoktur. Bu minyatürlerin bizzat yazar tarafından yapılması ve o yaşlı hekimin de Şerefeddin’in kendisi olması pek muhtemeldir. Ancak bu iddia eserin Fransızca tıpkı basımını hazırlayan Grmek ve Huard tarafından kabul edilmemektedir (Şekil:9). Devri için çok önemli bir cerrahi eser olan Cerrahiyet al-Haniye umumi çizgileriyle İslam hekimi Abulkasım Zehravi’nin At-Tasrif adlı eserinin tercümesidir.

Ancak, yer yer müellefin kendi orijinal müşahadeleriyle zenginleşmiş ve ameliye resimleriyle de üstün bir değer kazanmıştır. Yazar eserini sunmak için İstanbul’a gelmiş, bazılarına göre Fatih tarafından kabul olunmuş, bazılarınca da umduğu ilgiyi bulamamıştır. Şerefeddin ve eserleri maalesef bir süre sonra unutulmuştur. Bu, bir taşralı hekim oluşuna, o devirde moda olan tıbbın yanında felsefe ve dini ilimlerde bir eser vermemiş olmasına ve kendi ana dilinde yazmasına bağlanabiliri. Onu ilk defa Ruscuk’lu Dr.Hakkı Mücerrebname eseriyle bir günlük gazetede tanıtmıştır. Bursalı Mehmet Tahir de Osmanlı Müellifleri kitabına bu yazmayı almıştır.

Cerrahiyet al-Haniye ise ilk defa 1927 de Ali Canip Yönetim tarafından Hayat Mecmuasında tanıtılmıştır. Cerrahiyet al-Haniye üç babdan (bölümden) meydana gelmektedir. Birinci babda dağlama "Cauterisation", ikincide çeşitli insizyonlar ve diğer cerrahi müdahaleler, üçüncüde de kırık ve çıkıkların tedavisi anlatılmaktadır. Ayrıca sonuncu babta dışarıdan kullanılan bazı ilaç reçeteleri de yer almıştır. Cerrahiyet al-Haniye’deki Dişhekimliği Bilgileri: Yukarıda verdiğimiz tasnif çerçevesinde yazar dişhekimliği konularına da yer ayırmıştır. a. Yüz felcinde Dağlama: Tıp Tarihi nüshasında bu fasıl eksiktir. Paris nüshasında dağlama yapılacak bölge resimde gösterilmiş ve tekniği anlatılmıştır.

Millet nüshasında bu resim yoktur.b. Dudak Yarığını Dağlama: Millet ve Tıp Tarihi nüshalarında yine eksiktir. Paris nüshasında resimli ve etraflı olarak anlatılmıştır. Hastalık, tıp dilindeki tavşan dudağı "bec de lievre" olabilir. Zira müellif daha ziyade çocuklarda görüldüğünden bahsediyor. Burada bıçak ağzı gibi keskin bir koterle dağlama yapılıyor.c. Diş Eti ve Alveol Absesinde Dağlama: Bu fasıl yalnız Paris nüshasında mevcuttur. Yazar, önce diş eti fistülü ve alveol absesini tarif ediyor ve ilaçla tedavi imkansız ise dağlamayı tavsiye ediyor. Koter, fistül ağzından içeri sokulacaktır. Eğir hastalık diş etinin tedavisiyle geçmezse kemiğe müdahale etmek gerekir.d. Koku Yapan Diş Etinin Dağlaması: Koku yapan diş eti için tavsiye edilen bu dağlama birinci faslın yirmi yedinci babında verilmiştir. Millet nüshasında bu bölümün bir kısmı eksiktir ve her iki nüshasındaki resimler arasında bazı küçük farklar vardır. Tıp Tarihi nüshasında ise bölüm hiç yoktur.e. Diş ağrısında Dağlama: Paris ve Millet nüshalarında resimli olarak açıklanmıştır. Yalnız Paris nüshalarında resimli olarak açıklanmıştır. Yalnız Paris nüshasında hastanın arkasında bir de yardımcı yer almış.

Millet nüshasında ise hekim alışılanın dışında profilden çizilmiştir. Yazar, önce ağrıyan dişe yağa batırılmış pamuk koymakta ve üzerini de etrafı korunmalı hususi bir koterle dağlamaktadır. Şerefeddin bu tarifin dışında diş ağrısını dindirme konusunda şu öneriyi getirmiştir. "Bir kimsenin sol tarafındaki dişi ağrırsa sağ taraf bileğinin alt kemiğinin üzerini dağlamalıdır, sağ taraftaki dişi için de bunun aksini yapmalıdır”. Bu göz lemini Millet nüshasına yazdığı halde Paris nüshasından nedense çıkarmıştır. Tıp Tarihi nüshasında ise bu bölüm yine eksiktir. Bu müşahade, günümüzde uygulanan aküpuntur yönünden ilgi çekicidir.f. Dudak Tümörlerinin Tedavisi: İkinci babın 27.faslında verilmiştir. Üç nüshada da mevcuttur

Ancak Paris nüshasında resimlidir. Tümör çıkarıldıktan sonra yeri zaç yağı ile veya başka kostiklerle tedavi edilmektedir.g. Diş Eti Absesini Açmak: Yazar abse açma tekniğini de açıklamakta ve ameliyat sonrası kullanılacak kostiklerin isimlerini vermektedir.h. Diş taşlarının Kazınması: Yazmanın her üç nüshasında da tafsilatlı ve güzel bir şekilde anlatılmıştır. Yazar önce taş teşekkülü ve çeşitleri hakkında bilgi veriyor ve neden bu taşları kazımak gerektiğini açıklıyor. Sonra da kazıma tekniğini anlatıyor. Tıp Tarihi nüshasında diğerlerinden fazla olarak 15 alet resmi çizmiştir. Müellif bu aletlerin herbirinin ayrı ayrı nerelerde kullanılacağını da söylemektedir.i. Diş Çekimi Tekniği: Eğer dişin tedavisi diğer tedbirlerle imkansızlanmış ise artık çekmekten başka çare yoktur. Ancak, herşeyden önce diş çekilince yerine bir daha çıkmayacağına göre ağrıyan dişi iyice tesbit etmek gerekir. Yazar aynen şöyle diyor: "zira diş bir cevher-i latifdir ki çıkacak (Çıkınca) yerine diş bitmez".

Bilgisiz kimseler çok kere hastanın yanlış dişini ağrıyan diş diye çekerler. Sonra yazarımız önce çizdiği bir aletle dişin etinden sıyrılmasını tavsiye ediyor. Artık diş çekime hazırdır. Kerpeten iyi cins çelikten olmalı, ağzı kalın ve içi eğe dişi gibi olmalı ve tutacak yeri de sağlam olmalıdır. Aynı bilgi ve resimler Cerrahiyet al-Haniyenin her üç nüshasında da vardır. 14. Diş Kökü ve Alveol Parçasının Çıkarılması: Eğer çekim yapıldıktan sonra diş kökü veya bir alveol parçası çekim yerinde kalmışsa önce kökün gevşemesi için yağa batırılmış pamuk bu kökün üstüne konur ve bir iki gün bırakılır. Sonra ince ağızlı özel bir kerpetenle çıkarılır. Diş eti, eğer kök görünmüyorsa açılmalıdır. Bu ameliyatı gerçekleştirmek için üç alet resmi verilmiştir ki, bunlardan sonuncusu özel bir penstir. Tıp Tarihi nüshasındaki bu resim her ne kadar resim olarak güzelse de aleti belirtmek yönünden diğerleri kadar açık değildir. Müellif bu bölümde diş aletlerinin çok çeşitli olduğunu ve tecrübe ve harekete göre kullanılacak alet sayısının artacağını söylemektedir. 15. Artık Dişin Çekilmesi: Gerek Abülkasım ve gerekse Şerefeddin artık dedikleri dişin fazla sayıda bir diş mi (meziodens gibi ) yoksa çapraşık, intizamsız bir diş mi olduğunu belirtmemişlerdir. Eğer diş uygun yerde ise şekilde çizilen özel eğelerle diş törpülenmektedir. Dişin konumu dolayısıyla eğelemek zorsa çekim tavsiye edilmektedir. 16. Sallanın

Dişleri Telle Bağlama: Yazar burada ön dişlerin altın telle bağlanmasını anlatmıştır. Oysa Abülkasım arka dişleri bağlamaktan bahsetmişti. Bunlar muhtemelen ön-alt dişlerdir. Zira şekiller daha ziyade o dişlere benzemektedir. Bugün bile daha ziyade ön dişlere bağlama uygulanmaktadır. Bu da yazarın bu bölümü at-Tasrif’den aynen çevirmediğini , pek büyük bir ihtimalle bu ameliyeyi uyguladığını göstermektedir. Yazar gümüş telin de kullanılabileceğini, ancak oksitlenip çürüyeceğini bu nedenle de altın tel kullanmanın uygun olacağını söylüyor. Tel, dişlerin arasından dolandırılarak, bağlanacak dişin sonuna gelince geri dönülür ve 8 şeklinde diş aralarından dolaşılarak bağlamaya ilk başlanan yerde telin öteki ucuyla düğümlenir ve kıvrılıp dişlerin arasına sokulur. Bu tekniği anlatan metin her üç yazmada da aynı olduğu halde resimler birbirinden farklıdır.

Millet nüshasında üç dişi bağlamayı gösteren basit bir resim çizilmiştir. Tıp Tarihi nüshasında ise, bağlama şekli çizilmemiş yalnız alt bölgeye ait olması muhtemel üç azı diş resmedilmiştir. Bu husus dikkat çekicidir. Bu bölümde yazar diş protezinden de bahseder. Abülkasım’da da bu bölüm vardır. Yalnız onun bir implantan mı yoksa bir protezden mi bahsettiği batılı yazarlarca tartışılmış ve tartışılmaktadır. Ancak Şerefeddin’de bu açık olarak, sığır kemiğinden yapılacak bir diş protezi şeklinde ifade edilmişti 17. Dil Altı Bağının Kesilmesi: O zamanın düşüncelerine göre konuşmaya engel olduğu sanılan kısa dil frenumunun kesilmesi anlatılmaktadır. Şerefeddin bu kısa frenumu kestikten sonra, ameliyat sonrası kanama için gül suyu, sirke veya soğuk su tavsiye ediyor ve sonra da hastanın dil altına keten bezinden yapılmış bir fitil koyuyor.

Eğer sekonder kanama görülürse zaç yağı tavsiye ediyor. Paris nüshası resimlidir. Diğer nüshalarda resim yoktur. 18. Alt Çene Kırığının Tedavisi: Paris nüshasında resimli olarak verilen bu bölgede yazar çene kırığı ve sonucunda hasıl olan kemik kaymalarını tedavi ediyor, çeşitli repozisyon usulleri ve ameliyat sonrası bakımı anlatılmıştır. KAYNAKLAR 1. Uzel, l. : İbni Sina’nın Kanun eserinin Türkçe çevirisindeki diş hekimliği bilgileri , A.Ü. Tıp Bül., Supp No: 1, 66-77, 1983.2. Spink, M.S., Lewis, G.: Albucasis, On Surgery and Instruments, Welcome Ed., London, 1973.3. Uzel, I.: Şerefeddin Sabuncuoğlu ve Cerrahiyet al-Haniye eserindeki dişhekimliği bilgileri, Türk Kültürü, 147: 172-180, 1975.4. Uzel, I., Tavas, A., Johnson, L.: Şerefeddin Sabuncuoğlu, A Dental Surgeo of XVth Century. Hamdard, 30 (3): 3-21, 1988.

İlginizi çekebilecek diğer konu başlıkları

Dişler Konuşmamızı nasıl Etkileri ?

Migren ve Dişhekimliği ?

Lösemi ve Ağız İçi Belirtileri

Süt dişleri tedavi edilmeli mi?

Dişhekimliği Tarihçesi 5

Dişhekimliği Tarihçesi 4

Dişhekimliği Tarihçesi 3

Dişhekimliği Tarihçesi 2

Diş hekimliği Tarihçesi1

Havacılık ve Diş Hekimliği

Sualtı Diş Hekimliği

Oral Piercing

Uçuk - Aft lezyonları ve tedavisi

Diabet (şeker hastalığı) ve Diş Hekimliği

Ağız Kuruluğu

Ağız kokusu (Halitosis)

Horlama ve Uyku Apnesi

Spor ve Dişhekimliği

Geriatrik (Yaşlılarda) Dişhekimliği Yaklaşımları

Dişhekimi korkusu

Sterilizasyon

Ortodontik tedavi ne zaman yapılmalıdır ?


Bu web sitesi içeriği kullanıcıyı bilgilendirmeye yönelik hazırlanmıştır. Site içeriğinde bulunan bilgiler destek sağlamak içindir. Hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi, tanı ve teşhis koyması yerine geçmez.


Yorumlar - Yorum Yaz


Üyelik Girişi
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam21
Toplam Ziyaret42013
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar2.12842.1322
Euro2.94112.9464
Hava Durumu
Anlık
Yarın
14° 24° 13°
Saat

LİON ORTODONTİ GROUP

Sayfamızı beğenerek yayınlarımızı yakından takip edebilir yeni güncelemelerden haberdar olabilirsiniz


SPONSOR

 


 

Lion ortodonti

türkey

info.ortodonti@lionortodonti.com

modern prosthetic laboratory

Prestij dental istanbul/beşiktaş

iletişim:prestijdent@hotmail.com